Markalar

Marantz kadar dikkat çekici bir geçmişe sahip olan Hi-Fi firması oldukça azdır diyerek söze başlamamız gerekir. Hem bilgili ses ekipmanı meraklıları tarafından çok sevilen; hem bu hobiye yeni katılanların, “kalite” deyince aklına gelen ilk isim, büyük bir gururla söylemek gerekirse Marantz’tır. Maranzt’ın dünya piyasasındaki benzersiz konumunu nasıl koruduğunu anlamak için, bugün bilinen kayıtlı müzik sektörünün doğuşuna dek şirketin köklerini takip etmek gerekir. BODRUM KATINDA BİR ŞEYLER OLUYOR.... Marantz hikayesinin başlangıcı 1948’de Columbia Broadcasting System’in (CBS) ilk mono plakları piyasaya sürerek, halkın ilgisini kaliteli müzik yapımına çekmesine dayanır. Bu müzik severlerden biri ise; 1911 New York doğumlu, serbest grafik sanatçısı ve amatör müzisyen Saul Bernard Marantz’dır. O zamanlar mevcut olan ekipmanlardan pek memnun olmayan Saul; yaşadığı bodrum katında, çok sevdiği plak koleksiyonunu çalmak için amplifikatörler yaparak için saatlerini harcamaktadır. İlk zamanlarda, plaklar tutarsız kayıt özellikleri taşıyordu ve bu Saul’un sıkıntılarının kaynağını oluşturmaktaydı. Bu yüzden 1952’de, o zamanlar devrimsel nitelik taşıyan bir preamplifikatör yaptı. Bu ekipman, düzensiz kayıt özelliklerini düzeltmek için gerekli her türlü ekolayzırı barındırıyordu. Arkadaşları tarafından büyük beğeni gören bu preamplifikatöre; Saul, “Audio Consolette” adını verdi. Kısa bir süre sonra müstakbel eşi, Saul’ü bu cihazdan 100 tane üretip satmaya ikna etti. Aradan bir yıl bile geçmeden “Audio Consolette” için sipariş listesi 400 üniteyi aştı! PRESTİJLİ BİR SERİNİN BAŞLANGICI Saul B. Marantz’ın plaklara olan tutkusu gibi çevredeki müzik meraklıları da onun ürünlerine aşık oldu. Saul 1953’te Marantz şirketini kurdu ve bir yıl sonra (Audio Consolette’nin piyasadaki devamı niteliğinde) Model 1 Mono preamplifikatörünü piyasaya sürdü. Bu amplifikatör, aynı yıl piyasada kabul gören RIAA ekolayzır standartlarını rahatlıkla karşılayan, karmaşık bir phono ekolayzır içermekteydi. Ünite aynı zamanda, bir tanesi TV sesi için olmak üzere yedi girişe sahipti. Yaklaşık 40 yıl önce, ev sinemasının temelleri işte bu şekilde atıldı! O zamanlar büyük bir miktar olan 168 Amerikan Doları perakende satış fiyatıyla Model 1, muhteşem sesi için övgüler alıyor, dinamiği ise müzik meraklıları ile eleştirmenleri tam anlamıyla büyülüyordu. Bant monitör anahtarı, döner ses potansiyometresi ve ayrı elektrik beslemesi gibi özellikleriyle ünite, Marantz’ın geleneksel kalitesinin ve herkesten daha yenilikçi yapısının temelini oluşturdu. Bugün, koleksiyoncuların iyi durumdaki bir “Model 1” için, orijinal fiyatından çok daha fazlasını ödemeye hazır oldukları herkes tarafından bilinir. “Model 1”in performansı; müziğin, preamplifikatörde işlenmesini kapsayan alanda, hala bir dönüm noktası olarak görülür. Çok geçmeden ürün yelpazesi genişlemeye başlar ve 1956’da Model 2 Power Amplifikatör piyasaya sürülür. Bu başyapıt, çağdaşlarıyla rekabette bir hayli önde olup, iki hareket moduna sahiptir. Ekipman, basit seçici ile 40 watt çıkış gücüyle pentode moduna veya 25 watt triode çalışma biçimine geçmekteydi. 1957’de, “Model 3 Mono İki Yollu Kanal Bölücü” ve “Model 4 Elektrik Beslemesi” ürün yelpazesine eklenir. Bir yıl sonra ise dünya piyasasına; daha az güçlü, ancak pahalı olan Model 2’ye göre, daha kolay elde edilebilen “Model 5” sunulur. Aynı yıl ise, stereo plaklar kullanılmaya başlanır. Marantz, iki “Model 1” preamfplifikatör ile uyumlu “Model 6 stereo adaptörü” piyasaya sürer. Daha da önemlisi ise dünya, birçoğunun en ünlü Marantz buluşu olarak nitelendirdiği ürünle tanışır: “Model 7c Stereo Preamplifikatör”! ÜSTÜN SES, FANTASTİK ESTETİK “Model 1”in doğrudan torunu olan “Model 7c”, tüm zamanların en çok satan High-End ses ünitelerinden biri olur. (tüm çeşitlerinde toplam 130.000 adet). Mod ve denge kontrolleri ile her kanal için ayrı ton kontrolleri, “Model 7c”nin fantastik başarısı ve üstün müzik kalitesi arasında şüphesiz bir bağlantı kurmaktadır. Ancak “Model 7c”nin meraklıları aynı zamanda, oldukça da haklı olarak, bu modelin dengeli tasarıma sahip ön panelinin ve Marantz logosunun altındaki lambanın estetik zevkte yeni standartlar ortaya koyduğuna inanmaktadır. “Model 7” serisi 10 yılın ardından, Marantz‘ın geliştirdiği ilk katı hal preamplifikatör olan “7T”ye dönüşür. Altmışların başında Marantz, her kanalı 30 watt gücünde ilk stereo power amplifikatör olan “Model 8”i piyasaya sürer. Tasarım olarak efsanevi “Model 2” ve “Model 5”e benzeyen “Model 8”, valfler içermekte olup, istisnai bir ses kalitesi sunmaktaydı. 1963’te gelen “Model 9” ise, 70 watt gücündeki mono power amplifikatör idi ve birçok uzman kişi bu ürünün rakipsiz olduğuna inanmaktaydı. 1963, gerçekten de Marantz için muhteşem bir yıl olmuştu; o yıl, Hi-Fi tarihinde başka bir ikon doğdu: alınan sinyalin kalitesini, gücünü ve dengesini doğrulayan entegre osiloskopa sahip “Model 10 valf FM tuner”! DEVİR DEĞİŞİYOR Nasıl altmışlı yıllarda popüler müzikte bir devrim yaşandıysa, Marantz’ta da bazı şeyler değişmeye başlar. “Model 10”un yüksek geliştirme maliyetleri, mali sıkıntılara yol açar. Saul Marantz, 1964’te şirketini Superscope Inc. firmasına satmak zorunda kalır. Bir kaç yıl sonra da istifa eder. Bu şekilde “Eski Marantz” olarak bilinen dönemin sonuna gelinir ve bunun ardından valf amplifikatörün altın yılları da sona erer. Saul Bernard Marantz 1997’de, 86 yaşında hayata gözlerini yumar. Bu olay, dünya çapında ses ekipmanı meraklıları tarafından büyük üzüntüyle karşılanır. Şirketi satın alan Superscope Başkanı Jozeph Tushinsky, şirketi büyütmeyi ve Marantz’ı daha çok genel bir ses ekipmanı üreticisi haline getirmeyi amaçlar. Japon üreticilerinin yardımıyla; Marantz’ı orta kesime hitap eden bir şirkete dönüştürür. Japon Standard Radio Corporation ile yürütülen bir deneme üretimi sonucunda 1966’da “Model 25 modüler stereo” ortaya çıkar. Buna daha sonra “Model 22 ve “Model 28” katılır. Bu arada tasarım ve üretim (A serisinin parçaları hariç) Amerikan usülünden Japon usülüne geçer ve Superscope Standard Radio Corporation şirketinden %50 pay alır. Ve bu kuruluş, 1975 yılında adını Marantz Japan Inc. olarak değiştirir. Yetmişlerin ortalarına kadar, Marantz mükemmel High-End ve orta dereceli Hi-Fi ürünler üretmeye devam eder. Ancak yetmişlerin sonuna doğru, şirket bir hayli rekabetçi olan piyasanın içinde sıkıntılar çekmeye başlar. 1980’de Superscope Marantz, markayı, dağıtım haklarını ve tüm yabancı varlıklarını (ABD ve Kanada hariç) Hollandalı dev tüketici elektronik aletleri şirketi Royal Philips Electronics’e satar. İlginç bir şekilde, Philips’in Kuzey Amerika haklarını ve dağıtımcılığını satın almasına rağmen, Superscope “Marantz” markası 1992’ye kadar ABD ve Kanada’da kendi düşük fiyatlı ürünlerini pazarlamaya devam eder. DİJİTAL ALANA GİRİŞ Philips Marantz dönemi, şirketin tarihinde üçüncü bir aşamayı müjdeler. Bu aşama, saf analogdan dijital sese geçiş ile nitelendirilir. Marantz CD çaların ilki olan “CD-63”, 1982’de piyasadaki yerini alır. Philips 19 yıl boyunca başı çekerek Marantz’a ana şirketinden dijital ses ekipmanı gelişmelerine liderlik etme fırsatını sağlar. Dijital alandaki dikkat çeken dönüm noktaları arasında DPM-7 dijital işlemcili amplifikatör (1985), CDR-1 CD yazıcı (1991) ve SA-1 Super Audio CD çalar (1999) bulunur. Yetmişlerin sonundan itibaren ürünler Marantz markasının imajını biraz sarssa dahi, daha sonra gelen yıllarda şirket High-End ses ekipmanı alanındaki prestijini geri kazanır. Dönüm noktası ürünler arasında 1981’de piyasaya sürülen “PM-6a” preamplifikatör, akım geri beslemeli amplifikatör ve 1994’te piyasaya giren ödüllü “SC-5” ve “SM-5”, “PM-16” ekipmanları gibi ürünler sayılabilir. Öyle ki, 1995’te “T-1” projesi ve orijinal “Model 7” ile “Model 9”un kopyaları ile valf amplifikatörler geri döner. MARANTZ’IN BUGüNü.... Philips dönemi, 2001’de “Marantz Japan Inc.” markayı ve tüm uluslararası satış şubelerini satın aldığında sona erer. Bugün Marantz, mevcut acımasız ekonomik koşullara rağmen; hem Marantz’ı hem de Hi-Fi üreticisi Denon’u destekleyecek bir strateji ile bu şirketleri birleştirmek için kurulan ortak holding olan D&M Holdings’in altında yer almaktadır. Şirket, elliden fazla ülkede 1600’den fazla çalışanı ile hizmete devam etmektedir. Dağıtım hizmeti kalitesinin, Marantz’ın ürün kalitesine eşdeğer olmasını sağlamak için distribütörlerini oldukça dikkatli seçmektedir. Bir dağıtımcının, Marantz ürünlerini satma yetkisini elde edebilmesi için sergileme becerileri ve mağaza yerleşimine ilişkin sıkı gereklilikleri yerine getirmesi gerekir. Marantz üç ürün grubu sunar: “Grup Serileri” her türlü yaşam tarzına ilişkin akla gelebilecek en esnek sistem grubu seçeneklerini sunmasıyla bilinir. “Stil Serisi”, Eclipse ve Compact Eclipse biçimlerindeki göz alıcı estetik tasarımıyla yalınlığın gücüne inanan güçlü sezgilere sahip alıcılara hitap eder. En üst noktada ise, “Premium Serisi” yer alır. “Premium Serisi” ile Hi-Fi konusunda titiz davrananlara, üstün dinleme tecrübesini garanti eder. Bunların yanında, yıllar içinde alt kategoriler de ortaya çıkmıştır. Bunların arasında saf müzik duygusunu sadık biçimde ileten “Reference” modelleri ve parçaları özel seçim olan ve çok daha iyi ses kalitesi için farklı tasarımla performansı bir üst düzleme çıkaran “Orijinal Special Edition” (SE ve daha sonra OSE olarak anılan) versiyonlar bulunur. Son olarak, “Ken Ishiwata Signature” modelleri rakipsiz kalite sunar. SE konseptinin yaratıcısı Ken Ishiwata, ses üretiminin dinleyiciye diğer hiçbir duyumun dokunmadığı şekilde dokunması gerektiğine inanan yetenekli bir ses tasarımcısıdır. Marantz ürünlerindeki kişisel imzası ise, “ödün vermeyen yüksek sadakat” anlamına gelir. MARANTZ VE GELECEK.... Marantz 2002’de D&M Holding Inc. ile yeni bir maceraya atılır. Bu yeni holding şirketi, hem hızla büyüyen AV pazarından hem de sektör çapındaki dijital gelişmelerden yararlanacak bir konumdadır. Marantz ve DENON, önde gelen premium ev sineması ve AV ürünleri üreticileridir. Oturmuş Marantz ve DENON markalarını ayakta tutan her iki şirket de satın alma gücü ve AR-GE’ye ilişkin ölçek ekonomilerinden yararlanarak piyasada daha rekabetçi bir konuma giden yolda ilerlemektedir. Müzik, hayatımızın her anının bir parçasıdır. Sesin görüntüyle buluştuğu, değişmekte olan günümüz dünyasında bile, müzik belirleyici içeriktir. Görüntüye duygu katar ve tecrübelerimize tutku ekler. Marantz için müziğin gerçekçi üretimi, temel dayanak noktasıdır. Marantz, gerçek Hi-Fi’ın “performansın büyüsünü tekrar üretmek” olduğunu bilir. Sinemada bile Hi-Fi, müziğin sanatçının istediği gibi tecrübe edilmesi demektir. Bir filmin heyecanını ve dramatik özelliklerini yansıtan müziktir. Marantz için bir ürün müziğin heyecanını, duygusunu ve gücünü açığa çıkarmadıkça, mükemmel teknik özellikler ve teknik başarı bir hiçtir. Marantz’ın teknik mükemmellik mirası; bir kaydın özünü oluşturan gerçek ölçek, tını, perde ve dinamikleri iletme yeteneği olan ekipman parçaları üretebilmesi demektir. Müzik insanı büyüler ve Marantz’ın tüm çabası; müziği taşıyan aracın, çıkardığı ses kadar iyi görünmesini ve güzel hisler yaratması yönündedir. Marantz, ürettiği her ekipman parçasını, teknik ve estetik açıdan dinleyicisinin yaşam tarzını tamamlayacak şekilde tasarlar. Bu prensipleri tüm ürünlerine uygular ve bundan dolayı haklı bir gurur duyar. Marantz’ın ev eğlence ekipmanı parçalarının her biri, evinizde en saf ve en gerçekçi müziği üretme yeteneğine sahiptir. Marantz’a göre gerçek Hi-Fi: “bir performansın büyüsünü tekrar üretmek ve müziği sanatçının istediği gibi tecrübe etmek” demektir.